304 ve 316, paslanmaz çelik dünyasının en çok kullanılan iki kalitesidir ve ikisi de aynı ostenitik aileye aittir: yaklaşık %18 krom, %8-14 nikel içerirler, manyetik değildirler ve benzer şekillerde işlenip kaynaklanabilirler. Görünüş ve temel işlenebilirlik açısından ayırt etmek neredeyse imkânsızdır; asıl fark bileşimde gizlidir.
316'yı 304'ten ayıran tek önemli unsur, %2-3 oranında eklenen molibdendir (Mo). Bu ilave, özellikle klorür iyonlarına (deniz suyu, tuz, klorlu temizlik kimyasalları) karşı korozyon direncini belirgin şekilde artırır.
304, tatlı su ve normal atmosfer koşullarında son derece dayanıklıyken, klorürlü ortamda zamanla noktasal korozyona (pitting) daha yatkındır.
Molibden, dünya piyasasında görece pahalı bir alaşım elementidir; bu yüzden 316, 304'e göre genellikle daha yüksek maliyetlidir. Bu fark, projede gerçekten klorür direnci gerekip gerekmediğine göre değerlendirilmelidir: her uygulamada 316 seçmek gereksiz maliyet, her uygulamada 304 seçmek ise yanlış ortamlarda erken korozyon riski demektir.
304: iç mekan mutfak ekipmanları, mimari kaplamalar, genel amaçlı imalat, klorürsüz ortamda gıda işleme.
316: deniz kıyısı ve gemi ekipmanları, kimyasal proses tesisleri, tıbbi cihazlar, tuzlu/klorlu ortamda çalışan her türlü parça.
Hayır. 316, sadece klorür direnci açısından üstündür. Mekanik dayanım, işlenebilirlik ve genel korozyon direnci açısından iki kalite birbirine çok yakındır. Klorürlü bir ortam söz konusu değilse 316'nın ek maliyeti çoğu zaman gereksizdir.
304L, aynı alaşımın düşük karbonlu (maks %0,03) versiyonudur. Karbon oranı düştüğü için kaynak sonrası oluşabilecek karbür çökelmesi riski azalır; özellikle ağır kesitli kaynaklı imalatta tercih edilir. Korozyon direnci pratikte 304 ile aynı kabul edilir.
Evet, aynı ilişki 316 ailesinde de geçerlidir: 316L düşük karbonlu, kaynak sonrası daha güvenli versiyondur.